BURCU YAMANER'İN KALEMİNDEN... GÖRÜNMEZ YÜKLER VE BİTMEYEN MÜCADELE: KADIN OLMAK…
Türkiye’de kadın olmak; aynı anda hem çok fazla şey, hem de bazen "hiç kimse" olmaktır. Sokakta yürürken attığınız adımın sesini kontrol etmek, bindiğiniz taksinin plakasını arkadaşınıza göndermek, kahkahalarınızın tonunu çevreye göre ayarlamak gibi yazılı olmayan ama hayatın merkezine oturan bir "hayatta kalma rehberi" ile büyümektir.
Bir yanda modern dünyanın zirvesinde, bilimde, sanatta ve iş dünyasında devleşen kadınların başarısıyla gururlanıyoruz, diğer yanda ise en temel hak olan "yaşama hakkı" için verilen bir feryada şahitlik ediyoruz…Kadın; ailenin direğidir, fedakârlığın sembolüdür ama aynı zamanda akşam ezanından önce evde olması gereken, kariyer yaparken ev işlerini de kusursuz yönetmesi beklenen bir "süper kahraman" olmaya zorlanır.
Kadının başarısı çoğu zaman "kadın başına" vurgusuyla küçültülür ya da bir mucizeymiş gibi sunulur. Oysa Türkiye’de kadın olmak; tarlada çapa yaparken sırtında bebek taşımak, ofiste toplantı yönetirken akşamki yemeği planlamak, geçimini sağlamak için gece gündüz demeden çalışmak, üretmek ve her türlü mobbinge, eşitsizliğe rağmen nezaketini kaybetmemektir.
Ancak tüm bu zorlukların ortasında, Türkiye’deki kadın kimliğinin en güçlü yanı dayanışmadır. Birbirinin sesine ses olan, sokaklarda haklarını arayan, birbirinin elinden tutan kadınlar; bu coğrafyanın gerçek dönüştürücü gücüdür. Bugün eğitimden spora kadar her alanda dünyayı kendine hayran bırakan Türk kadınları, aslında tüm baskılara ve kalıplara verilen en güzel cevaptır.
Kadın olmak; inadına var olmak, inadına üretmek ve tüm gölgelere rağmen güneşin doğuşunu müjdelemektir.
Ayaklarımın daha sağlam ve korkusuzca yere basmasını dilediğim bazı anlar var. Cesaretle üzerine gittiğim ve başarabilmek için elimden geleni yapıp dualar eşliğinde Yaradan’ın şefkatine sığındığım geceleri asla unutamam…Nerede mağduriyet yaşayarak kendi gücünden şüpheye düşmüş bir kadın görsem sarıp sarmalayıp yaralarına derman olmaya çalışıyorum. Onu belki sadece uzun uzun dinlemek bile bir anlam ifade ediyordur. Bundan kaçınmıyorum.
Son yıllarda kadınlar seslerini daha güçlü duyuruyor şükürler olsun ki…Haklarını talep ediyor, şiddete karşı duruyor, eşitlik için mücadele ediyorlar. Bu mücadele yalnızca kadınların değil, toplumun tamamının meselesi. Çünkü kadın özgür değilse toplum özgür değildir; kadın güvende değilse hiç kimse gerçekten güvende değildir.
Bizim hikâyemiz; korkunun değil, cesaretin hikâyesidir.
MÜZİK ÖĞRETMENİ
BURCU YAMANER