GÜNDEM

103 yıllık başkent: Ankara’nın başkent oluşunun 103. yılı

Millî Mücadele’nin yönetim merkezi olan Ankara, 13 Ekim 1923’te Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından alınan kararla başkent ilan edildi. Mustafa Kemal Atatürk’ün 27 Aralık 1919’da kente gelişiyle başlayan tarihsel süreç, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması ve yeni devletin kuruluşuyla devam etti. Ankara, 103 yıldır Türkiye’nin başkenti olma özelliğini sürdürüyor.

13 Ekim 2026 353 okunma 7 dk okuma
103 yıllık başkent: Ankara’nın başkent oluşunun 103. yılı

Furkan ERTAN - BHA

Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara, 13 Ekim 1923’te alınan kararın 103’üncü yıl dönümünü karşılıyor. Millî Mücadele’nin yönetildiği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Cumhuriyet’e uzanan kararların alındığı kent, bağımsızlık mücadelesinden modern Türkiye’nin kuruluşuna kadar uzanan süreçte önemli bir rol üstlendi.

Ankara’nın başkent oluşu, yalnızca devletin yönetim merkezinin belirlenmesiyle sınırlı kalmadı. Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’daki direnişin örgütlendiği kent, savaşın ardından yeni devletin siyasi ve idari yapılanmasının merkezi olarak seçildi.

13 Ekim 1923’te TBMM’de kabul edilen kararla Ankara’nın Millî Mücadele boyunca fiilen üstlendiği yönetim merkezi olma görevi resmiyet kazandı. Karar, Cumhuriyet’in ilanından yalnızca 16 gün önce alındı.

Ankara, Millî Mücadele’nin merkezi haline nasıl geldi?

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti’nin 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalamasıyla Anadolu’da işgaller başladı. İstanbul’un İtilaf Devletlerinin denetimi altına girmesi, bağımsızlık mücadelesinin Anadolu merkezli yürütülmesinde etkili oldu.

Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktıktan sonra Havza ve Amasya üzerinden Millî Mücadele’nin örgütlenmesine yönelik çalışmalarını sürdürdü. 22 Haziran 1919’da yayımlanan Amasya Genelgesi’nde milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararının kurtaracağı vurgulandı.

Ardından 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihlerinde Erzurum Kongresi, 4-11 Eylül 1919 tarihlerinde ise Sivas Kongresi gerçekleştirildi. Bu toplantılarda millî iradeye dayalı bağımsızlık mücadelesinin esasları şekillendi.

Sivas Kongresi’nin ardından Heyet-i Temsiliye, çalışmalarını sürdürebileceği yeni bir merkez arayışına girdi. Ankara; Anadolu’nun iç kesimlerindeki konumu, demir yolu bağlantısı, Batı Cephesi’ne yakınlığı ve Millî Mücadele’ye verilen yerel destek nedeniyle öne çıktı.

27 Aralık 1919: Mustafa Kemal Paşa Ankara’da

Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye üyeleri, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya ulaştı. Kentte seymenler ve Ankaralılar tarafından karşılanan heyetin gelişi, Ankara’nın Millî Mücadele tarihindeki dönüm noktalarından biri oldu.

Mustafa Kemal Paşa, Ankara’ya geldikten sonra çalışmalarını bir süre Ziraat Mektebi’nde yürüttü. Daha sonra Ankara Garı yakınındaki Direksiyon Binası da Millî Mücadele döneminin önemli çalışma merkezlerinden biri olarak kullanıldı.

Ankara’nın merkez olarak seçilmesi, cephelerle haberleşmenin ve Anadolu’daki millî teşkilatlarla iletişimin yürütülmesine imkân sağladı. Böylece kent, henüz resmen başkent ilan edilmeden önce bağımsızlık mücadelesinin yönetildiği yer haline geldi.

23 Nisan 1920: Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı

16 Mart 1920’de İstanbul’un İtilaf Devletleri tarafından resmen işgal edilmesi ve Osmanlı Meclis-i Mebusanının çalışmalarının sona ermesi üzerine Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip yeni bir meclisin toplanması kararlaştırıldı.

23 Nisan 1920 Cuma günü Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ankara’da açıldı. Böylece Millî Mücadele’nin siyasi yönetimi, milletin temsilcilerinden oluşan Meclis aracılığıyla yürütülmeye başlandı.

TBMM’nin ilk binası olarak kullanılan yapı, günümüzde Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak ziyaret ediliyor.

Meclisin açılmasıyla Ankara, hem yasama faaliyetlerinin hem de Kurtuluş Savaşı’nı yöneten karar mekanizmalarının merkezi oldu. Cephelerin ihtiyaçlarının karşılanması, askerî ve mali kaynakların düzenlenmesi, dış ilişkilerin yürütülmesi gibi konular Ankara’dan koordine edildi.

Sakarya Savaşı, Ankara’nın kaderini etkiledi

1921 yılında Yunan ordusunun Anadolu içlerine ilerlemesi üzerine Ankara, savaşın en kritik dönemlerinden birini yaşadı.

23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri arasında gerçekleşen Sakarya Meydan Muharebesi, Ankara’nın batısındaki Sakarya hattında yapıldı. Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutanlığında yürütülen mücadele, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandı.

Sakarya Zaferi, Yunan ordusunun ilerleyişini durdururken Ankara üzerindeki askerî tehdidin gerilemesinde belirleyici oldu. TBMM, zaferin ardından 19 Eylül 1921’de Mustafa Kemal Paşa’ya mareşal rütbesi ve gazi unvanı verdi.

26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Başkomutan Meydan Muharebesi’nin ardından Kurtuluş Savaşı’nın askerî aşamasında belirleyici başarı sağlandı.

11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması ise yeni devletin uluslararası konumunun şekillenmesinde temel gelişmelerden biri oldu.

Savaşın sona ermesiyle birlikte yönetim merkezinin neresi olacağı sorusu, yeni devletin kuruluş sürecindeki önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.

9 Ekim 1923: İsmet Paşa ve 14 milletvekilinden teklif

Lozan Barış Antlaşması’nın ardından Türkiye’nin yönetim merkezinin belirlenmesi konusu daha belirgin hale geldi. İstanbul, Osmanlı Devleti’nin uzun yıllar başkentliğini yapmıştı. Ancak Millî Mücadele boyunca devlet işlerinin Ankara’dan yürütülmesi, yeni yönetim merkezinin belirlenmesinde önemli bir etken oldu.

Dönemin Malatya Milletvekili İsmet Paşa (İnönü) ve 14 milletvekili, 9 Ekim 1923’te Ankara’nın başkent olması için TBMM Başkanlığına teklif sundu.

Teklifin gerekçesinde, Lozan Antlaşması sonrasında ülkenin işgalden kurtulmasıyla devletin yönetim merkezinin kesin olarak belirlenmesi gerektiği ifade edildi. Ankara’nın güvenlik koşulları, coğrafi konumu ve Millî Mücadele boyunca üstlendiği görev, başkent seçilmesinin temel nedenleri arasında gösterildi.

Teklifte ayrıca devletin idari yapılanmasının yeni merkezde oluşturulmasına başlanması ve yönetim merkezine ilişkin iç ve dış tereddütlerin giderilmesi amaçlandı.

13 Ekim 1923: Mecliste tarihî karar

Ankara’nın başkent olması yönündeki teklif, ilgili komisyonların değerlendirmesinin ardından 13 Ekim 1923’te TBMM Genel Kurulunun gündemine geldi.

Meclisin 35’inci birleşiminde görüşülen teklifin temel hükmü şu ifadeden oluşuyordu:

“Türkiye Devletinin makarrı idaresi Ankara şehridir.”

Dönemin dilinde kullanılan makarrı idare ifadesi, devletin yönetim merkezi anlamına geliyordu.

Görüşmelere Meclis Başkan Vekili Ali Fuat Paşa (Cebesoy) başkanlık etti. Teklif üzerinde milletvekilleri söz aldı ve Ankara’nın başkent seçilmesine ilişkin görüşlerini dile getirdi.

Oylamanın ardından Ali Fuat Paşa, teklifin büyük çoğunlukla kabul edildiğini açıkladı. Böylece Ankara’nın başkent olması, TBMM’nin 27 sayılı kararıyla resmileşti.

Atatürk Ansiklopedisi’ndeki tarihsel incelemeye göre, başkentlik konusu Meclise yasa teklifi olarak sunulmasına rağmen sonuçta TBMM kararı biçiminde kabul edildi. Ankara’nın başkent statüsü daha sonra anayasal düzenlemelerde de yer aldı.

Ankara neden İstanbul yerine tercih edildi?

Ankara’nın başkent seçilmesinde askerî, siyasi ve coğrafi nedenler birlikte etkili oldu.

İstanbul, Osmanlı Devleti’nin yönetim merkezi olmasının yanı sıra önemli bir ticaret ve diplomasi merkeziydi. Ancak Birinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan işgal dönemi, yeni devletin yönetim merkezinin güvenliği konusunu gündeme getirmişti.

Ankara ise Anadolu’nun iç kesimlerinde bulunması, demir yolu ve telgraf bağlantıları sayesinde farklı bölgelerle iletişim kurulabilmesi ve Millî Mücadele yıllarında devlet işlerinin buradan yürütülmesi nedeniyle tercih edildi.

Başkent kararında, yeni devletin yönetim kurumlarının Anadolu merkezli bir yapıda oluşturulması düşüncesi de etkili oldu.

Böylece Ankara’nın 1919’dan itibaren fiilen üstlendiği siyasi merkez olma rolü, 1923’te resmî statüye kavuştu.

Başkent kararından 16 gün sonra Cumhuriyet ilan edildi

Ankara’nın başkent ilan edilmesinden 16 gün sonra, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi.

TBMM’de yapılan anayasa değişikliğiyle devletin yönetim biçimi Cumhuriyet olarak belirlendi. Aynı gün Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.

30 Ekim 1923’te ise İsmet Paşa başkanlığında Cumhuriyet’in ilk hükûmeti kuruldu.

Böylece Ankara, Millî Mücadele’nin yönetim merkezi olmasının ardından yeni Cumhuriyet’in de başkenti olarak görevini sürdürdü.

Ankara’nın yeni başkent olarak gelişimi

Başkent ilan edildiği yıllarda Ankara, bugünkü büyükşehir yapısından oldukça farklı bir yerleşim görünümündeydi. Kentin altyapısı, konut kapasitesi ve kamu hizmetleri, yeni devletin yönetim ihtiyaçlarını karşılamak üzere zaman içinde geliştirildi.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında bakanlıklar, kamu kurumları, diplomatik temsilcilikler ve yeni yerleşim alanları için çalışmalar başlatıldı.

1924 yılında TBMM, bugün Cumhuriyet Müzesi olarak kullanılan ikinci binasına taşındı. 1925’te Ankara’nın gelişimi için planlama çalışmaları başlatıldı. 1928’de düzenlenen şehir planlama yarışmasının ardından Hermann Jansen’in hazırladığı plan, kentin gelişiminde etkili oldu.

Ulus çevresinde yoğunlaşan ilk yönetim yapısı, ilerleyen yıllarda Yenişehir ve Kızılay yönünde genişledi. Kamu binaları, meydanlar, parklar ve ulaşım bağlantılarıyla Ankara’nın başkent kimliği yeni bir kent düzenine dönüştü.

Ankara Palas, Etnografya Müzesi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında inşa edilen kamu yapıları ve 1953’te tamamlanan Anıtkabir, bu tarihsel gelişimin farklı dönemlerini yansıtan yapılar arasında yer aldı.

Başkentlik statüsü anayasal güvenceye alındı

Ankara’nın başkent oluşu, sonraki yıllarda anayasal düzenlemelerde de yer aldı.

1924 Anayasası’nda Ankara’nın Türkiye Devleti’nin başkenti olduğu açıkça belirtildi. Bu hüküm, sonraki anayasalarda da korundu.

1982 Anayasası’nın 3’üncü maddesinde Türkiye Devleti’nin başkentinin Ankara olduğu düzenlenirken, 4’üncü maddede başkente ilişkin hükmün değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin teklif edilemeyeceği belirtildi.

Böylece Ankara’nın başkentlik statüsü, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzeninin temel hükümlerinden biri haline geldi.

103 yıllık başkent

27 Aralık 1919’da Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye’nin gelişiyle Millî Mücadele’nin yönetim merkezi haline gelen Ankara, 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla yeni bir siyasi kimlik kazandı.

13 Ekim 1923’te alınan başkent kararı ise Kurtuluş Savaşı boyunca üstlendiği bu görevi resmileştirdi.

Aradan geçen 103 yılda büyüyen ve değişen Ankara; TBMM, Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar, yüksek yargı organları ve yabancı diplomatik temsilciliklere ev sahipliği yaparak Türkiye’nin siyasi ve idari merkezi olmayı sürdürüyor.

Ankara’nın başkent oluşunun 103’üncü yıl dönümü, Millî Mücadele’den Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan tarihsel sürecin önemli tarihlerinden biri olarak anılıyor.

Kaynak: BHA

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır. Hakaret ve reklam içerenler onaylanmaz.

GÜNDEM kategorisindeki diğer haberler

Sonraki haber yükleniyor…

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.

Marka Flower Çiçekçi